Dördüncü Osman
8.türkçe olimpiyatları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8.türkçe olimpiyatları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Haziran 2010 Cumartesi

Gurbetteki Türkçe de Unutulmadı

Gurbetteki Türkçe de Unutulmadı

Olimpiyatlar kapsamında yapılan 'anadil şiir' yarışması finalinde İngiltere'de yaşayan Türk asıllı yarışmacı Beyza Tachir 'Canım İstanbul' şiiriyle altın madalyaya layık görüldü.

Türkçe Olimpiyatları, gurbette yaşayan Türkleri ve Türkçelerini unutmadı. Yurtdışında yaşayan Türklerin çocuklarını kendi kültürlerine ve Türkçeye yönlendirmek amacıyla olimpiyatlar kapsamında Türk kökenli yarışmacılar için 'anadil' kategorisinde yarışmalar düzenlendi.

Yabancı öğrenciler için 'konuşma, yazma, dil bilgisi, şarkı, şiir, sunum, genel kültür, özel beceriler, halkoyunları, okuma, deneme ve ülke tanıtım stantları' olmak üzere 12 dalda yarışma yapılırken, anne babası Türk olanlar için anadil kategorisinde 'kompozisyon, şiir ve genel kültür' olmak üzere 3 alanda yarışma gerçekleştirildi. Türkçe Olimpiyatları Genel Sekreteri Tuncay Öztürk, 'anadil' kategorisini düzenlemekteki amaçlarını şöyle açıkladı: "Yurtdışındaki Türk çocuklarımızın bulundukları ülkelerin dilleriyle eğitim aldıkları için Türkçeden uzaklaştıklarını görüyoruz. Olimpiyatların başından beri bu alanda yarışmalar düzenleyerek Türkçeyle bağlarının güçlenmesine katkı sağlıyoruz."

Önceki akşam yapılan 'anadil şiir' yarışması finalinde ABD New York'tan Semra Travac 'Ellerimizin büyük boşluğu', İngiltere'den Beyza Tachir 'Canım İstanbul', İrlanda'dan Reyhan Nas 'Fetih Marşı', İskoçya'dan Cihan Akın ise 'Gardaş Tut Elimden Gidek Sivas'a' şiiriyle altın madalya kazandı.

Türkçe, Geleceğin Medeniyet Dili Olacak

Finali izleyen Meclis Sağlık Komisyonu Başkanı Cevdet Erdöl, çocukları 'çiçek bahçesi'ne benzetirken, Meclis Tarım Orman Komisyonu Başkanı Vahit Kirişçi, "Olimpiyatlar her yıl başka bir güzelliği beraberinde getiriyor. Sevgi, barış ve kardeşlik dili olan Türkçemizi öğreten tüm hocalarımıza, bu işin akıl hocası değerli büyüğümüze ve emeği geçenlere saygılar sunuyorum." dedi. Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vedat Bilgin, Türkçenin bir medeniyet dili olduğunu vurgulayarak, "Ümit ediyoruz, gelecekteki büyük medeniyetin de dili olacak. Buna 120 ülkeden gelen bu gençler katkı yapacak." temennisinde bulundu. AK Parti Diyarbakır Milletvekili Aziz Akgül ise Meclis'in 'bu muhteşem faaliyetleri gerçekleştirenleri ve mimarını Nobel'e aday göstermesini' istedi. Anayasa Mahkemesi eski üyesi Sacit Adalı da olimpiyatlara katılan öğrencilere '1', öğretmenlerine '2', öğrencilerin anne-babalarına '3', bu organizasyonu yapanlara ise '4' misli teşekkür etmek gerektiğini ifade etti.

Zaman

Kendileri Yabancı Hikâyeleri Türkçe

Kendileri Yabancı Hikâyeleri Türkçe

'Aynı dili konuşuyoruz' sloganıyla aralarında İstanbul, Ankara, İzmir, Konya ve Kayseri'nin de bulunduğu 14 ilde gerçekleştirilen olimpiyat etkinliklerinde coşku tüm Türkiye'yi sardı.

Bu muhteşem program Ankara Arena Spor Salonu'nda düzenlenecek ödül töreniyle taçlanacak.

Hollandalı Tim henüz 15'inde bir genç. 'Nasılsın?' diye sorana, "Çok şükür iyiyim, siz nasılsınız?" diye karşılık veriyor. Güzeller güzeli Aminata Malili'nin billur gibi bir sesi var. Türk sanat müziğimizin en içli şarkılarından 'Buruk Acı'yı öyle duygulu söylüyor ki kulaklarımızın pası siliniyor. Norveçli Christina'nin 'Kardelen' şiiri ise yüreklerimize dokunuyor. Onlar, renkleri, dinleri, hikâyeleri ayrı 'olimpiyat çocukları'. Ama hepsinin ortak bir dili var: Türkçe. Bu yıl 8.si düzenlenen Uluslararası Türkçe Olimpiyatları için 120 ülkeden gelen 750 öğrenci, dansları, şarkıları ve şiirleriyle gönülleri fethetti. Geçtiğimiz haftayı, İskenderun'dan gelen şehit haberi, ardından Gazze'ye yardım malzemesi götüren gemilere İsrail saldırısı ile hüzünlü geçiren Türk halkına moral olan olimpiyat ekibi, arkalarında bıraktıkları ilginç hikâyelerle ülkemizden ayrılmaya hazırlanıyor. Dedik ya hikâyeleri ilginç diye... Nâzım Hikmet'in teyzesi Sara Okçu sayesinde Türkçe öğrenen Pakistanlı İmtiaz Begum, Danimarkalı öğrenciyi olimpiyatlara hazırlayan ünlü rock sanatçısı Gudrun Holck ve Nurten-Halim Dağlar çiftinin evlatlık edindiği Kanadalı üç kardeş, Kody, Kyler ve Savana'nın hikâyesini dinleyince bize hak vereceksiniz...

***

Danimarkalı rock yıldızı olimpiyatlara öğrenci yetiştiriyor

Gudrun Holck, Danimarka'nın ünlü rock sanatçılarından biri. Aynı zamanda ülkenin önde gelen müzik okulunda öğretmenlik yapıyor. Bir yıl önce Danimarka'daki Türk okulundan Türkçe Olimpiyatları'na şarkı dalında katılacak 15 yaşındaki Emilie Blinkenberg'i yetiştirmek üzere teklif alır. Türk kültürünü yakından tanımak isteyen ünlü rockçı, teklifi tereddütsüz kabul eder. Olimpiyatların Kuzey Avrupa elemelerinde jüri üyeliği de yapan Holck, coşkudan öyle çok etkilenir ki küçük kızını da yanına alarak Danimarka ekibiyle Türkiye'ye gelir. Altınpark'taki Danimarka standında etrafını saran onlarca kişiye poz verirken tanıdığımız bu kızıl saçlı kadın, Türkçe gönüllülerinden. Zira ülkesine dönünce Türkiye lobisi yapacağını söylüyor. Holck, "Olimpiyatların yaygınlaştırılması ve daha çok çocuğun Türkçe şarkılar öğrenmesi için çalışacağım." diyor. Şu sıralar Arapça öğrenen ünlü rockçı, en yakın zamanda Türkçe de öğrenmek istiyor.

Gudren Holck, sosyal olaylara da duyarsız kalmıyor. Saddam rejimi yıkıldıktan sonra soluğu Irak'ta almış. Iraklılara moral olması için konserler vermiş. Danimarka'da Peygamber Efendimiz'e (sav) yönelik yapılan karikatürist olayını 'aptalca' diye nitelendiren Holck, ülkesinin İslam'a karşı saygısız davrandığı görüşünde. Geçen yıl çıkardığı albümünde "Them and Us" (Onlar ve Biz) isimli şarkıyı seslendiren sanatçı, insanlar arasındaki ayrıma dikkat çekmek istemiş. "Hepimiz biriz." diyen Holck, olimpiyatlara katılma nedenini de Türkiye'yi tanımak ve tanıtmak olarak özetliyor. Hiç Türkçe bilmeyen rockçı, Emilie isimli öğrenciye Candan Erçetin'in seslendirdiği 'Annem' isimli şarkıyı çalıştırmış. Şarkı seçiminin hikâyesini Holck'tan dinliyoruz: "O günlerde Emilie'nin annesine kanser teşhisi konulmuştu. Şarkıların sözlerini okurken Emilie 'Annem' şarkısından çok etkilendi ve onunla yarışmak istedi. Şarkıyı çalışırken bir hayli duygulu anlar yaşadı." Emilie'nin annesi, kemoterapi tedavilerinden sonra sağlığına kavuşmuş.

***

Yıllar sonra, Türkçe öğrenmesine vesile olan manevî annesinin mezarında

Nâzım Hikmet'in teyzesi Sara Okçu, bundan tam 37 yıl önce bir iş gezisi vesilesiyle Pakistan'a gider. O yıllarda 21 yaşında olan İmtiaz Begum ile tanışır. Genç kız, Okçu'nun tercümanlığını yapmaktadır. İkilinin ilişkileri zamanla dostluğa dönüşür. Öyle ki Begum, Sara Hanım'a 'manevi annem' der. Hayatını değiştirecek kararı da o günlerde verir. Üniversitede Türkçe bölümünden mezun olan Begum, Pakistanlı ve Türk devlet adamlarına tercümanlık yapar. Şimdilerde ülkesinde Modern Diller Üniversitesi'nde asker ve subaylara Türkçe öğreten 57 yaşındaki İmtiaz Hanım, en son 26 yıl önce geldiği İstanbul'a bu kez Türkçe Olimpiyatları vesilesiyle tekrar geldi. Hem de ölümünden önce Kuzguncuk'ta oturan manevi annesi Sara Hanım'ın evini ve mezarını ziyaret etti. "Birini sevmek çok başka bir şey." diyerek başladığı sözlerini, gözleri ağlamaklı sürdürüyor: 26 yıl sonra İstanbul'a geldim. Sara Hanım'ın evini buldum. Ailesiyle görüşemedim ama yıllar sonra mezarına gitmek nasip oldu ve bir Fatiha okudum. Çok mutluyum. Sara Okçu'da bahsederken gözlerinin içi parlıyor İmtiaz Hanım'ın. Onun için "Tam bir İstanbul hanımefendisiydi." diyor. Begum'a göre Sara Hanım'ın hayatı tam bir tarihi roman. Zira Sara Okçu, İstiklâl Savaşı'nı fiilen başlatan ilk asker ve siyaset adamı Ali Fuat Cebesoy'un kuzeni. Babası askermiş. 19 yaşındaki bir kardeşini de Çanakkale Savaşı'nda kaybetmiş. Manevi annesinin kendisine unutamayacağı birçok anısını anlattığını söyleyen Begum, Nâzım Hikmet'in kendisinden yaşça büyük olan teyzesine şiir yazdığını anlatıyor....

Evlatlık aldığı üç Kanadalı çocuk şimdi olimpiyatlarda yarışıyor

Kody, Kyler ve Savana kardeşler sırayla çıkıyor sahneye. Biri İstiklâl Marşı'nı, diğeri Sakarya, küçük kız ise 'Annem' şiirini okuyor. Heyecanla sahneden indiğinde kendisini bekleyen başörtülü kadının kucağına atlayıp 'annem' diyerek sarılıyor küçük Savana. Esmer, çekik gözlü bu üç sevimli çocuğun gerçek annesi Vietnamlı, babası Kanadalı. 'Anne' diyerek kucağına koştukları kadın ise onları daha kundaktayken evlatlık edinen İzmirli Nurten Dağlar...

Halim ve Nurten Dağlar çifti 15 yıl önce çalışma vesilesiyle Amerika'ya gitmiş. Halim Bey'in bir uçak fabrikasında iş bulması üzerine Kanada'ya gelen çift, 12 yıldır burada yaşıyor. Çiftin üç çocuğu evlatlık almasının hikâyesi de Halim Bey'in Hava Harp Okulu'nda öğrenciyken eğitim için Amerika'ya gittiği yıllara dayanıyor. Baba Dağlar'dan dinliyoruz: "Amerika'da bir parkta otururken yanıma 4 yaşında bir kız çocuğu gelip, 'Benim babam olur musun?' diye sordu. Ne demek istediğini anlamamıştım. Meğerse kimsesiz çocuklar evlatlık olarak veriliyormuş. O yıllarda bekardım ama evlendiğimde evlatlık çocuk almaya karar verdim." Kanada'ya gelince bir arkadaşı vesilesiyle koruyucu aileliğe başvuran Dağlar çifti, hastaneye giderek, uyuşturucu ve alkol bağımlısı olan anne-babası tarafından terk edilen 22 aylık Kody, 9 aylıkken Kyler ve doğar doğmaz da Savana kardeşlerin koruyuculuğunu üstlenir. Yetkililer, koruyucu aileliği yapamadıkları takdirde kendi çocuklarını da kaybetme tehlikeleri olduğunu söyler. Anne Dağlar, "Her ay evimize bir yetkili gelip çocuklarla ilişkimizi kontrol ediyordu. Müslüman ve Türk olmamız onları pek memnun etmese de çocuklara iyi baktığımızı görünce hep artı puan verdiler. Kanadalı yetkililer, şimdi bize, 'Sizin gibi başka koruyucu aile olacak Türkler yok mu?' diye soruyor." diyor.

5 yıllık koruyucu aileliğin sonunda 3 kardeşi nüfuslarına geçiren Dağlar çiftinin de üniversiteye giden bir erkek, lise ve ortaokul öğrencisi iki kız çocukları var. Anne Dağlar, çocuklarının evlatlık kardeşlerini kabullenmekte zorluk çekmediğini söylüyor ve ekliyor: Onlar öksüz ve yetime bakmanın önemini biliyorlar. Nurten Hanım, çocuklara bağlılığını ise şöyle anlatıyor: Evlatlık çocukların kesinlikle öz evladın yerini tutamayacağını düşünürdüm. Şimdi bir öz anne çocuğu düştüğü zaman nasıl kalbi sızlarsa, şimdi ben de onların tüyüne zarar gelecek diye korkmaya başladım. Baba Halim Dağlar ise, "Bu çocukların bir gün gazete sayfalarında uyuşturucudan öldüğü haberini okumaktansa onlara sıcak bir yuva vermiş, geleceklerini kurtarmış olduk. Bunun mutluluğu bize yeter." diyerek, duygularını dile getiriyor. Çocuklar da anne-babasını çok seviyor. Öyle ki 7 yaşındaki küçük kızları Savana, hep onlarla birlikte uyumak istiyormuş. Savana, kendisine büyüyünce ne olacağını sorana, "Önce annem gibi güzel bir anne, sonra doktor olacağım." cevabını veriyor.

Evlatlık olduğunun bilincinde olan 10 yaşındaki Kody ise zaman zaman annesine, "Keşke ben de senin karnından gelseydim. O zaman beni kimselere vermezdin." diyormuş. Nurten Hanım ise oğluna, "Sen benim karnımda değil ama kalbimde büyüdün." diyerek, sevgisini gösteriyor. Çocukların Kanadalı isimlerinin yanı sıra Türk isimleri de var. Kody Kemal, Kyler Abdulkadir ve Savana Nurhayat isimlerini kullanıyor. Geçtiğimiz yıl iki oğlu için İzmir'de sünnet düğünü yaptıklarını anlatan Nurten Dağlar, bir gün çocukları gerçek ailelerini aramak isterlerse yardımcı olacağını ifade ediyor. Ama çocukların kendilerini bırakıp gitmeyeceğini düşünüyor.

Zaman

21 Mayıs 2010 Cuma

Türkçe Olimpiyatları'na "En İyi Organizasyon"Ödülü

Bu yıl 8.si düzenlenecek Uluslararası Türkçe Olimpiyatları, 'En iyi çocuk organizasyonu' ödülüne layık görüldü.

Çocuk duyarlılığı konusunda kamuoyu oluşturmak amacıyla kurulan Çocuk Markaları Derneği (Children's Brands Academy-CBA), çocuklara hizmet veren markaların en iyilerini ödüllendirdi. Çocuklarla ilgili hizmet veren tüm kurum ve kuruluşların CBA bünyesinde oluşturduğu komisyonda yapılan değerlendirmede hazır giyimden televizyon yayıncılığına, yazılı basından gıdaya, en iyi sosyal sorumluluk projesinden en iyi mesaj veren bankaya kadar 24 dalda 'en iyiler' belirlendi. Buna göre 'En iyi çocuk organizasyonu' ödülünü Uluslararası Türkçe Olimpiyatları almaya hak kazandı. En iyi çocuk hazır giyim markası LC Waikiki, en iyi çocuk internet eğitim programı TTNet Vitamin olurken en iyi çocuk kanalı TRT Çocuk, en iyi çocuk hastanesi Medical Park seçildi.

26 Mayıs ile 10 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek 8. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları'na bu yıl 120 ülkeden 750 öğrenci katılacak.

ZAMAN / İ.Asalioğl

8.Uluslarası Türkçe Olimpiyatları 2010

Hayallerini Türkçe Gerçekleştirecek

Behram Kılıç / Sao Paulo

Sao Paulo’daki öğrenciler, kıtaların birleştiği coğrafyadaki Türkiye’yi çok merak ediyor. Olimpiyatlar, hayallerini gerçekleştirmek için büyük fırsat.

Roberto Carlos, Lincoln, Alex, Bobo ve Alanzihno’nun Türkçe konuştuğunu duydunuz mu? Yıllarca Türkiye’de kalıyorlar ama üç-beş kelimeden başka bir şey konuşmadan ülkemizden ayrılıyorlar. Ama yakın gelecekte Türkiye’ye gelen futbolcuların şakır şakır Türkçe konuştuklarını görürseniz şaşırmayın. Zira Brezilya’daki Türk okulunda hepsi birbirinden maharetli 96 öğrenci var. Futbola da bayağı ilgililer. Hatta içlerindeki bayan öğrencilerden Julia, Palmerias’ın altyapısında ter döküyor.

Brezilya, bize kilometrelerce uzak bir ülke. Futbol ve sambası dışında hakkında pek bir şey bilmediğimiz bu ülkeye yolunuz düşerse, ülkenin en büyük şehri Sao Paulo’daki Türk kolejine de uğramayı ihmal etmeyin.

Kolej 4 yıldır faaliyette. Hâliyle ilk mezunlarını da vermiş olmanın mutluluğunu yaşıyor. Bugünlerde okulda tatlı bir heyecan var. Sebep; yaklaşan Türkçe Olimpiyatları ve mayısın sonuna doğru Brezilya’ya bir ziyaret gerçekleştirecek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın okula gelme ihtimali...

Biz buradan Başbakan’a duyuralım; okuldaki öğrencilerin çoğu F.Bahçe’yi tutuyor. Çünkü Türkçe öğretmenlerinden biri F.Bahçeli. İşte çocukların F.Bahçeli olmasını sağlayan Hakan Demir’i, olimpiyatlar için Türkiye’ye gidecek üç öğrenciyle ders çalışırken buldum.

Dersin konusu, ismin hâlleri. Brezilya bu yıl şiir, şarkı ve konuşma dalında temsil edilecek. Caroline Torres (15), Ömer Lütfi Mete’nin ‘Gülce’ şiirini okuyacak. Vitoria Rebecca (16), konuşma dalında hazırlanıyor. Julia Cotta (15) ise şarkı yarışmasında ‘Kalp Kalbe Karşıdır’ı seslendirecek.

Hakan Demir 9 aydır burada. Dolayısıyla o da ülkenin resmî dili Portekizceyi öğrenmeye çalışıyor. Brezilya’da diğer ülkelerde olduğu gibi bir ülke elemesi söz konusu olmamış. Zira buradaki Türk okulu tek ve olimpiyatlara ilgi duyan öğrenci sayısı sınırlı. Dolayısıyla Türkçe Olimpiyatları’na katılacak öğrencileri Hakan hoca belirlemiş. Tabii seçtikten sonraki hazırlık aşamasında işi hiç de kolay olmamış, Türkçe ve Portekizce arasındaki farklılıklar yüzünden. ‘Bizde 8 sesli harf var. Bunlarda ise beş... ‘Ö’, ‘ü’ ve ‘i’yi söylemede çok zorlanıyorlar. Bir de ‘t’ ve ‘d’ harflerinde problem var. Bu harfleri ‘ç’ ve ‘c’ diye çıkartıyorlar. Mesela, ‘dilek’ yerine ‘çilek’, ‘saat’ yerine ‘saaç’ diyorlar.

Ancak bu problemler onu ve öğrencileri yıldırmamış. Mesela Caroline, İbrahim Sadri’nin seslendirdiği Gülce şiirini her gün 9-10 kez okuyor. Hocaları şiiri Portekizceye çevirerek anlamını da öğrenmesini sağlamışlar. Bizim için birkaç mısra okuyor. Ses tonunun yanında el hareketleri ve mimileri de şiire uygun.

Caroline, Türkçe Olimpiyatları’nı kendisi için bir fırsat olarak görüyor. “Kişisel kariyerim ve gelişimim açısından bana bir fırsat sunuldu.” diyor. Daha şimdiden farklı bir kültür, farklı bir ülke tanıyacak olmanın heyecanını yaşıyor. Çünkü Türkçe Olimpiyatları’ndan önce Türkiye hakkında çok bir şey bilmediğini söylüyor.

Vitoria Rebecca, isminde ‘c’ harfinin olmadığı konusunda bizi uyarıyor. Olimpiyatlara, konuşma dalında katılacak. Ancak soğuk su içtiği için sesi kısıldığından nasıl konuştuğunu duyamıyoruz. Dolayısıyla dudak okuma yöntemiyle bizimle görüşlerini paylaşıyor. Türkçeyi çok iyi anlıyor. Ancak çok iyi konuşabildiğini söylemek zor. Zaten o da bunun farkında. “Anlamak, yazmak, okumak iyi de” diyor, “Konuşmak olmasa...” Çünkü telaffuzda büyük problem yaşıyor. Gerçi bu, hepsinin ortak problemi. Okulda en çok öğretmenlerin kendilerine olan tavrına hayran kalmış. Brezilya eğitiminde öğretmenlerle senli benli bir diyalog içinde olduklarını, ancak bu okula gelince öğretmenlerin daha saygılı bir tavır gösterdiklerini söylüyor. “Türkiye’yi tanımak, Türkçeyi öğrenmek benim için büyük bir hedef.” diyor. Okulun bu manada kendisine bir fırsat sunduğunu ve bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek istediğini kaydediyor.

15 yaşındaki Julia Cotta, şarkı yarışmasında ülkesini temsil edecek. O da bizim için bir buket söylüyor. Yorumu harika. Palmerias’ın altyapısında futbol oynuyor. Futbol topuyla 200 sektiriyor. Gelecekte ise matematik öğretmeni olmak istiyor. Türkçe Olimpiyatları ile ilgili okulda duyuru yapıldığında, içindeki yarışma isteğini engelleyememiş: “Türkiye’ye, aramızdan en iyi olan gidiyordu. Ben mücadeleyi severim. Bir anda yarışın içinde buldum kendimi. Sonra da şarkı söylemeye başladım.”

Julia da Türkiye’yi pek tanımıyor. “Bu eksikliğimi gidermek için olimpiyatlar bir fırsat.” diyor. Yeni bir dünyaya gidecek olmanın heyecanını yaşadığını belirtiyor. Bu sırada Caroline söze giriyor ve okul sayesinde Türkiye’nin 3 kıtanın ortasında olduğunu öğrendiklerini ve bu kültürle harmanlaşmış bir ülkeyi görmenin kendileri için önemli olduğunu dile getiriyor. Türkçe öğretmeni ve Türk okulunda okumanın kendileri için bir avantaj olduğunu; bu avantajı en iyi şekilde değerlendirmek istediğini kaydediyor.

Vitoria ise Türkçeyi, Türkçeyle iş yapmaya başlayana kadar öğrenmeye devam edeceğini söylüyor. Hatta üniversiteyi Türkiye’de okuma isteği bile var. İçlerinde Türkçeye en hâkim olan öğrenci olmasına rağmen şu sözler de ona ait: “Türkçe öğrenmek gerçekten çok zor.”

Peki, Türkiye’de büyük bir salonda, binlerce izleyicinin huzuruna çıkmaya hazırlar mı? Julia, “Açıkçası korkuyorum.” diyor. “Bu heyecandan öte bir şey” diye ekliyor. Daha önce hiç böyle bir tecrübe yaşamadığını belirtiyor. Araya giren Vitoria ise “Ben sahneye çıkmayacağım, arkadaşlarıma nazaran daha rahatım.” diyor gülerek. Utangaç olduğunu dile getiren Caroline, bütün bakışların üzerine çevrildiği bir anda nasıl şiir okuyacağını kendisinin de merak ettiğini söylüyor.

Üç öğrencinin ailesi de olimpiyatlardan haberdar. Vitoria, babasının ısrarla bu okulun Türkiye ile Brezilya arasında bir köprü olduğunu kendisine söylediğini bizimle paylaşıyor. Caroline’nin ailesi de çocukları için bu okulun bir fırsat olduğunu ve kızlarına yeni bir kapı açacağını düşünüyor. Julia’nın ailesi ise biraz farklı yaklaşmış okula. “Başta ailem Brezilya’da bir Türk okulunun olmasını garipsedi. Ama şu an okulla ilgili kafalarında herhangi bir şüphe kalmadı. Zira bendeki gelişim ve değişim onları çok mutlu etti.” diyor.

Başbakan Erdoğan’ın gelecek hafta Brezilya’ya geleceğinden haberdarlar. Hatta Erdoğan’ın okulu ziyaret etmesi bile söz konusu. Ancak öğrenciler bu duruma üzülüyor! Çünkü o tarihlerde kendileri Türkçe Olimpiyatları için Türkiye’de olacak. Julia, “Türkçeye en çok biz çalışıyoruz ama Türk Başbakanı’nı göremiyoruz.” diyor iç geçirerek.

Üç kız öğrenci de futbolla ilgili. Julia, Trabzonspor’u tutuyor. Önceki Türkçe öğretmeni onu Trabzonsporlu yapmış. Türkiye Kupası finalinde F.Bahçe’ye karşı kazandıklarını ve F.Bahçe’nin 28 yıldır kupaya hasret kaldığını biliyor. Trabzonspor’un 2 maçını izlemiş. Caroline ise F.Bahçeli. Takımın şampiyon olacağına inanıyor (Süper Lig’de 34. hafta maçları henüz oynanmamıştı). Üçü de Brezilya’da farklı takımları tutuyor.

Brezilya’daki Türk okulu gelecek sene organize edilecek Türkçe Olimpiyatları için de daha şimdiden kolları sıvamış durumda. 20 öğrenci tespit edilmiş ve onlarla çalışmalara başlanmış. Sizin anlayacağınız seneye daha da iddialılar.

8.Uluslarası Türkçe Olimpiyatı 2010

14 Mayıs 2010 Cuma

Almanya Finali Kültür Şenliğine Dönüştü

Türkçe Olimpiyatları'nın Almanya Finali Kültür Şenliğine Dönüştü

Bu yıl sekizincisi gerçekleştirilecek Uluslararası Türkçe Olimpiyatları'nın Almanya finali başkent Berlin'deki Tempodrom adlı konser, spor ve eğlence sarayında düzenlendi. Federal ve eyalet milletvekilleri, Alman ve Türk sanatçı, öğretim görevli üyeleri ve işadamları, toplam 3 binden fazla seyircinin izlediği final kültür şenliğine dönüştü.

Türkiye'de 26 Mayıs- 10 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek finalde Almanya'yı temsil etme hakkını elde etmek için toplam 18 finalist kıyasıya yarıştı. Geleneksel hale gelen yarışmanın finalinde Anadil ve Temel seviye kategorilerinde "Şarkı" ve "Şiir" yarışmalarının birincileri tespit edildi. Finalistler önceki yarışmalardan farklı olarak sadece jüriler tarafından belirlendi, SMS oylaması olmadı. Programın sunuculuğunu ise Samanyolu Haber ve Samanyolu TV'nin ana haber bülteni sunucusu Kemal Gülen yaptı.

Temel Seviye kategorisinin "Şarkı" yarışmasını Langefeld şehrinden Laura Weichert kazandı. 13 yaşındaki Alman kız "Bu Ne Dünya Kardeşim" adlı şarkısını okurken sergilediği performans seyircilerden büyük alkış, jüriden de en yüksek puanı aldı.

Karlsruhe'den Elena ve Tamara Echle ikiz kardeşler "Delisin" şarkısıyla ikinci olurken, Anna Chudoba "Nazlican" şarkısıyla üçüncülüğü elde etti.

Bu kategorideki "Şiir" yarışmasında ise Ludwigsburg'dan Samira Werthschitzky "Tek Hece"yle birinciliği kaptı. Düsseldorf'tan Chiara Bongartz "Anne" ve Albstadt'tan Benjamin Sajad "Canim İstanbul" şiiriyle üçüncü oldu.

Anadil kategorisinde de finalistler kıyasıya yarıştı. "Şiir" yarışmasında Krefeld'ten Betül Topal "İntizar" ile birinci iken, Aschaffenburg'dan Yusuf Demirci ve Osnabrück'ten Ümmü Gülsüm Batman dereceye giren isimlerdi. Aynı kategorideki "Şarkı" yarışmasında ise Mönchengladbach'tan Sila Sarıtaş "İki Alyans"ı seslendirerek birinciliği elde etti. Mannheim'dan Rumeysa Çolak "Arguvanlım" ve Ulm'dan Elif Merve Çelik "Dertli" şarkılarıyla ikinci ve üçüncü oldular.

Tempodrom'daki programda ayrıca Almanya'nın Geseke şehrinde yapılan yarı finalde Anadil ve Temel Seviye "Konuşma", "Yazma" ve "Kompozisyon" yarışmalarında ilk 3'e girenler ödüllerini aldılar. Toplam 69 yarışmacı 3 bine yakın seyirci önünde sahne alarak onların beğenisini topladı. Ödül törenlerinden sonra tüm yarışmacılar "Hep Birlikte Yeni Bir Dünya Kuruyoruz" şarkısını söyleyerek, sevgi dili Türkçe ile tüm dünyaya barış mesajı verdi. Halk oyunları ve tiyatro gösterilerinin de sunulduğu yarışmada, İstiklal Marşı'nın 10 kıtasını ezbere okuyan 3 yaşındaki Sura Kanmaz da izleyicilerden büyük ilgi gördü.

Alman Vekiller: Biz de Türkçe Öğreneceğiz

Berlin eyaleti eski Uyum ve Göç Sorumlusu Barbara John Türkçe konuşmada yaparak herkese sürpriz yaptı. Yarışmayı düzenleyenlere teşekkür eden John, Türkçeyi öğrenmek kendisi için zor olmasına rağmen çok güzel bir dil olduğunu söyledi.

Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Federal Meclisi Üyesi Kai Wegner de John gibi bir sonraki yarışamaya kadar Türkçe öğreneceğini söyledi. Yarışmayı ilk kez izlediğini ve çok etkilendiğini ifade eden Wegener, "O kadar harika bir şey ki, erkenden gitmek aklıma bile gelmedi." dedi.

Yarışmada ayrıca Sosyal Demokrat Parti'den (SPD) Avrupa Parlamentosu Üyesi İsmail Ertuğ ile SPD Berlin Eyalet Meclisi Üyesi Rainer-Michael Lehmann birer konuşma yaptı.

(CİHAN)

8.Uluslarası Türkçe Olimpiyatları 2010

"Üşüyorum"Deyip Birinci Oldu

"Üşüyorum" Deyip Birinci Oldu

Uluslararası Türkçe Olimpiyatları'nın İngiltere Finali, başkent Londra'da gerçekleştirildi. Şiir dalında merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun 'Üşüyorum' adlı eserini okuyan Ellie Mace birinci oldu.

Walthamstow Belediye Binası'nda İstiklal Marşı ile açılışı yapılan programa katılan yerli yabancı binlerce kişi, sahnede Türkçe dilinde şiir ve şarkılar seslendirerek, birinci olmak için kıyasıya yarışan küçük yarışmacıları keyifle izledi.

Samanyolu Televizyonu'nda yayınlanan Ayna programının yapımcısı Saim Orhan tarafından sunulan programa İngiltere Din Hizmetleri Müşaviri Prof. Dr Seyfettin Erşahin, Londra Eğitim Müşaviri Nihat Akbulut, ünlü işadamı Sami Kent ve Axis Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Azak ile çok sayıda işadamı da katıldı. Programda jüri üyeleri eğitimci Yakup Poyraz, Ahmet Alver, Ayhan Tergip, ses sanatçısı Ebru Gerçek ve piyanist Muharrem Karaer'den oluştu.

Türkçe'nin dünyada hak ettiği yere gelmesi için çabaladıklarını belirten Wisdom Okulu Müdürü Ramazan Güveli, 2003 yılından bu yana düzenlenen Türkçe Olimpiyatları'nın dünyada Türkçe diline karşı büyük bir ilgi uyandırdığını söyledi. Dünya çapında Türkçe Olimpiyatları'na yaklaşık 10 bin öğrencinin hazırlandığını anlatan Güveli, geçtiğimiz yılki olimpiyatlarda yarışan İngiltere'nin 2 altın, 2 bronz ve 3 gümüş madalya ile döndüğünü hatırlatarak, Avrupa'da en çok ödül alan ülke olduklarını dile getirdi.

Jüri üyelerinin değerlendirmeleri sonucu anadili Türkçe olmayan kategoride üçüncülüğü Sezai Karakoç'un 'Ey can' şiirini seslendiren Victoria Bishop, şarkı dalında 'Benim gözüm sende' şarkısın seslendiren Anisa Clockerty, yine Sezai Karakoç'un 'Ey sevgili' şiirine okuyan Reyhan Nas elde etti. Öğrencilere ödüllerini ünlü işadamı Sami Kent verdi.

Ana dili Türkçe olmayan şiir dalındaki ikincilikleri ise Orhan Veli'nin 'İstanbul'u dinliyorum' şiiriyle Patrick Sen, şarkı dalında 'Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar'ı seslendiren Jasmin Fisher elde ederken, ana dili Türkçe kategorisinde ikinciliği ise 'Sivas'a gidek' şiiriyle Cihan Akın kazandı. İkinci olan yarışmacılara ise ödüllerine Din İşleri Müşaviri Prof. Dr. Seyfettir Erşahin verdi.

Yarışmada birincilerin anons edilmesi ise salonda büyük bir coşkuyla karşılandı. Saim Orhan'ın açıkladığı sonuçlara göre ana dili Türkçe olmayan şiir dalında Muhsin Yazıcıoğlu'nun 'Üşüyorum' şiirini seslendiren Ellie Mace ile şarkı dalında 'Değmen Benim Gamlı Yaslı Gönlüme' şarkısını okuyan Camila Aba birinciliği elde ettiler. Ana dili şiir dalında ise birinciliği 'Canım İstanbul' şiiriyle Beyza Tahir kazandı. İngiltere Finali'nde birinciliği elde edenlere ise ödüllerini Londra Eğitim Müşaviri Nihat Akbulut verdi.

Birinci olanlara ödüllerine veren Eğitim Müşaviri Nihat Akbulut, yarışmayı organize edenlere teşekkür ederek, "En başta öğretmenlerimizi tebrik ediyorum. Bu organizasyondan dolayı Axis Eğitim Vakfı'nı tebrik ediyorum. Bu gerçekten çok büyük, dünya çapında bir organizasyon. Bu yarışmanın Türk dilini ve Türk kültürünü bütün dünyaya yaymak ve tanıtmak gibi çok önemli bir fonksiyonu var. Emeği geçenlere tekrar teşekkür ediyorum." dedi.

Şarkı dalında birinciliği elde eden Camila Aba, yarışma sonrası duygularını paylaştı. Çok çalıştığını ve kazanmak için hocasıyla birlikte sürekli pratik yaptığını dile getiren Aba, "Çok mutluyum. Haftalarca pratik yaptık hocamla birlikte. Babam her gün işten gelince beni televizyonun başında prova yaparken buluyordu. Türkiye'ye gideceğim şimdi. Daha önce de bulunmuştum ama bu sefer yarışmaya katılacağım, çok heyecanlıyım." dedi.

Birincilerden Beyza Tahir ise, geçen yıl da yarışmaya katıldığını ama kazanamadığını söyledi. Çok heyecanlı olduğunu gözlenen yarışmacı, İstanbul'a birinci olarak gideceğinden ötürü mutlu olduğunu ifade etti.

CİHAN

8.Uluslarası Türkçe Olimpiyatları 2010