Dördüncü Osman
sevgi dili Türkçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevgi dili Türkçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Haziran 2010 Cumartesi

Gurbetteki Türkçe de Unutulmadı

Gurbetteki Türkçe de Unutulmadı

Olimpiyatlar kapsamında yapılan 'anadil şiir' yarışması finalinde İngiltere'de yaşayan Türk asıllı yarışmacı Beyza Tachir 'Canım İstanbul' şiiriyle altın madalyaya layık görüldü.

Türkçe Olimpiyatları, gurbette yaşayan Türkleri ve Türkçelerini unutmadı. Yurtdışında yaşayan Türklerin çocuklarını kendi kültürlerine ve Türkçeye yönlendirmek amacıyla olimpiyatlar kapsamında Türk kökenli yarışmacılar için 'anadil' kategorisinde yarışmalar düzenlendi.

Yabancı öğrenciler için 'konuşma, yazma, dil bilgisi, şarkı, şiir, sunum, genel kültür, özel beceriler, halkoyunları, okuma, deneme ve ülke tanıtım stantları' olmak üzere 12 dalda yarışma yapılırken, anne babası Türk olanlar için anadil kategorisinde 'kompozisyon, şiir ve genel kültür' olmak üzere 3 alanda yarışma gerçekleştirildi. Türkçe Olimpiyatları Genel Sekreteri Tuncay Öztürk, 'anadil' kategorisini düzenlemekteki amaçlarını şöyle açıkladı: "Yurtdışındaki Türk çocuklarımızın bulundukları ülkelerin dilleriyle eğitim aldıkları için Türkçeden uzaklaştıklarını görüyoruz. Olimpiyatların başından beri bu alanda yarışmalar düzenleyerek Türkçeyle bağlarının güçlenmesine katkı sağlıyoruz."

Önceki akşam yapılan 'anadil şiir' yarışması finalinde ABD New York'tan Semra Travac 'Ellerimizin büyük boşluğu', İngiltere'den Beyza Tachir 'Canım İstanbul', İrlanda'dan Reyhan Nas 'Fetih Marşı', İskoçya'dan Cihan Akın ise 'Gardaş Tut Elimden Gidek Sivas'a' şiiriyle altın madalya kazandı.

Türkçe, Geleceğin Medeniyet Dili Olacak

Finali izleyen Meclis Sağlık Komisyonu Başkanı Cevdet Erdöl, çocukları 'çiçek bahçesi'ne benzetirken, Meclis Tarım Orman Komisyonu Başkanı Vahit Kirişçi, "Olimpiyatlar her yıl başka bir güzelliği beraberinde getiriyor. Sevgi, barış ve kardeşlik dili olan Türkçemizi öğreten tüm hocalarımıza, bu işin akıl hocası değerli büyüğümüze ve emeği geçenlere saygılar sunuyorum." dedi. Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vedat Bilgin, Türkçenin bir medeniyet dili olduğunu vurgulayarak, "Ümit ediyoruz, gelecekteki büyük medeniyetin de dili olacak. Buna 120 ülkeden gelen bu gençler katkı yapacak." temennisinde bulundu. AK Parti Diyarbakır Milletvekili Aziz Akgül ise Meclis'in 'bu muhteşem faaliyetleri gerçekleştirenleri ve mimarını Nobel'e aday göstermesini' istedi. Anayasa Mahkemesi eski üyesi Sacit Adalı da olimpiyatlara katılan öğrencilere '1', öğretmenlerine '2', öğrencilerin anne-babalarına '3', bu organizasyonu yapanlara ise '4' misli teşekkür etmek gerektiğini ifade etti.

Zaman

Kendileri Yabancı Hikâyeleri Türkçe

Kendileri Yabancı Hikâyeleri Türkçe

'Aynı dili konuşuyoruz' sloganıyla aralarında İstanbul, Ankara, İzmir, Konya ve Kayseri'nin de bulunduğu 14 ilde gerçekleştirilen olimpiyat etkinliklerinde coşku tüm Türkiye'yi sardı.

Bu muhteşem program Ankara Arena Spor Salonu'nda düzenlenecek ödül töreniyle taçlanacak.

Hollandalı Tim henüz 15'inde bir genç. 'Nasılsın?' diye sorana, "Çok şükür iyiyim, siz nasılsınız?" diye karşılık veriyor. Güzeller güzeli Aminata Malili'nin billur gibi bir sesi var. Türk sanat müziğimizin en içli şarkılarından 'Buruk Acı'yı öyle duygulu söylüyor ki kulaklarımızın pası siliniyor. Norveçli Christina'nin 'Kardelen' şiiri ise yüreklerimize dokunuyor. Onlar, renkleri, dinleri, hikâyeleri ayrı 'olimpiyat çocukları'. Ama hepsinin ortak bir dili var: Türkçe. Bu yıl 8.si düzenlenen Uluslararası Türkçe Olimpiyatları için 120 ülkeden gelen 750 öğrenci, dansları, şarkıları ve şiirleriyle gönülleri fethetti. Geçtiğimiz haftayı, İskenderun'dan gelen şehit haberi, ardından Gazze'ye yardım malzemesi götüren gemilere İsrail saldırısı ile hüzünlü geçiren Türk halkına moral olan olimpiyat ekibi, arkalarında bıraktıkları ilginç hikâyelerle ülkemizden ayrılmaya hazırlanıyor. Dedik ya hikâyeleri ilginç diye... Nâzım Hikmet'in teyzesi Sara Okçu sayesinde Türkçe öğrenen Pakistanlı İmtiaz Begum, Danimarkalı öğrenciyi olimpiyatlara hazırlayan ünlü rock sanatçısı Gudrun Holck ve Nurten-Halim Dağlar çiftinin evlatlık edindiği Kanadalı üç kardeş, Kody, Kyler ve Savana'nın hikâyesini dinleyince bize hak vereceksiniz...

***

Danimarkalı rock yıldızı olimpiyatlara öğrenci yetiştiriyor

Gudrun Holck, Danimarka'nın ünlü rock sanatçılarından biri. Aynı zamanda ülkenin önde gelen müzik okulunda öğretmenlik yapıyor. Bir yıl önce Danimarka'daki Türk okulundan Türkçe Olimpiyatları'na şarkı dalında katılacak 15 yaşındaki Emilie Blinkenberg'i yetiştirmek üzere teklif alır. Türk kültürünü yakından tanımak isteyen ünlü rockçı, teklifi tereddütsüz kabul eder. Olimpiyatların Kuzey Avrupa elemelerinde jüri üyeliği de yapan Holck, coşkudan öyle çok etkilenir ki küçük kızını da yanına alarak Danimarka ekibiyle Türkiye'ye gelir. Altınpark'taki Danimarka standında etrafını saran onlarca kişiye poz verirken tanıdığımız bu kızıl saçlı kadın, Türkçe gönüllülerinden. Zira ülkesine dönünce Türkiye lobisi yapacağını söylüyor. Holck, "Olimpiyatların yaygınlaştırılması ve daha çok çocuğun Türkçe şarkılar öğrenmesi için çalışacağım." diyor. Şu sıralar Arapça öğrenen ünlü rockçı, en yakın zamanda Türkçe de öğrenmek istiyor.

Gudren Holck, sosyal olaylara da duyarsız kalmıyor. Saddam rejimi yıkıldıktan sonra soluğu Irak'ta almış. Iraklılara moral olması için konserler vermiş. Danimarka'da Peygamber Efendimiz'e (sav) yönelik yapılan karikatürist olayını 'aptalca' diye nitelendiren Holck, ülkesinin İslam'a karşı saygısız davrandığı görüşünde. Geçen yıl çıkardığı albümünde "Them and Us" (Onlar ve Biz) isimli şarkıyı seslendiren sanatçı, insanlar arasındaki ayrıma dikkat çekmek istemiş. "Hepimiz biriz." diyen Holck, olimpiyatlara katılma nedenini de Türkiye'yi tanımak ve tanıtmak olarak özetliyor. Hiç Türkçe bilmeyen rockçı, Emilie isimli öğrenciye Candan Erçetin'in seslendirdiği 'Annem' isimli şarkıyı çalıştırmış. Şarkı seçiminin hikâyesini Holck'tan dinliyoruz: "O günlerde Emilie'nin annesine kanser teşhisi konulmuştu. Şarkıların sözlerini okurken Emilie 'Annem' şarkısından çok etkilendi ve onunla yarışmak istedi. Şarkıyı çalışırken bir hayli duygulu anlar yaşadı." Emilie'nin annesi, kemoterapi tedavilerinden sonra sağlığına kavuşmuş.

***

Yıllar sonra, Türkçe öğrenmesine vesile olan manevî annesinin mezarında

Nâzım Hikmet'in teyzesi Sara Okçu, bundan tam 37 yıl önce bir iş gezisi vesilesiyle Pakistan'a gider. O yıllarda 21 yaşında olan İmtiaz Begum ile tanışır. Genç kız, Okçu'nun tercümanlığını yapmaktadır. İkilinin ilişkileri zamanla dostluğa dönüşür. Öyle ki Begum, Sara Hanım'a 'manevi annem' der. Hayatını değiştirecek kararı da o günlerde verir. Üniversitede Türkçe bölümünden mezun olan Begum, Pakistanlı ve Türk devlet adamlarına tercümanlık yapar. Şimdilerde ülkesinde Modern Diller Üniversitesi'nde asker ve subaylara Türkçe öğreten 57 yaşındaki İmtiaz Hanım, en son 26 yıl önce geldiği İstanbul'a bu kez Türkçe Olimpiyatları vesilesiyle tekrar geldi. Hem de ölümünden önce Kuzguncuk'ta oturan manevi annesi Sara Hanım'ın evini ve mezarını ziyaret etti. "Birini sevmek çok başka bir şey." diyerek başladığı sözlerini, gözleri ağlamaklı sürdürüyor: 26 yıl sonra İstanbul'a geldim. Sara Hanım'ın evini buldum. Ailesiyle görüşemedim ama yıllar sonra mezarına gitmek nasip oldu ve bir Fatiha okudum. Çok mutluyum. Sara Okçu'da bahsederken gözlerinin içi parlıyor İmtiaz Hanım'ın. Onun için "Tam bir İstanbul hanımefendisiydi." diyor. Begum'a göre Sara Hanım'ın hayatı tam bir tarihi roman. Zira Sara Okçu, İstiklâl Savaşı'nı fiilen başlatan ilk asker ve siyaset adamı Ali Fuat Cebesoy'un kuzeni. Babası askermiş. 19 yaşındaki bir kardeşini de Çanakkale Savaşı'nda kaybetmiş. Manevi annesinin kendisine unutamayacağı birçok anısını anlattığını söyleyen Begum, Nâzım Hikmet'in kendisinden yaşça büyük olan teyzesine şiir yazdığını anlatıyor....

Evlatlık aldığı üç Kanadalı çocuk şimdi olimpiyatlarda yarışıyor

Kody, Kyler ve Savana kardeşler sırayla çıkıyor sahneye. Biri İstiklâl Marşı'nı, diğeri Sakarya, küçük kız ise 'Annem' şiirini okuyor. Heyecanla sahneden indiğinde kendisini bekleyen başörtülü kadının kucağına atlayıp 'annem' diyerek sarılıyor küçük Savana. Esmer, çekik gözlü bu üç sevimli çocuğun gerçek annesi Vietnamlı, babası Kanadalı. 'Anne' diyerek kucağına koştukları kadın ise onları daha kundaktayken evlatlık edinen İzmirli Nurten Dağlar...

Halim ve Nurten Dağlar çifti 15 yıl önce çalışma vesilesiyle Amerika'ya gitmiş. Halim Bey'in bir uçak fabrikasında iş bulması üzerine Kanada'ya gelen çift, 12 yıldır burada yaşıyor. Çiftin üç çocuğu evlatlık almasının hikâyesi de Halim Bey'in Hava Harp Okulu'nda öğrenciyken eğitim için Amerika'ya gittiği yıllara dayanıyor. Baba Dağlar'dan dinliyoruz: "Amerika'da bir parkta otururken yanıma 4 yaşında bir kız çocuğu gelip, 'Benim babam olur musun?' diye sordu. Ne demek istediğini anlamamıştım. Meğerse kimsesiz çocuklar evlatlık olarak veriliyormuş. O yıllarda bekardım ama evlendiğimde evlatlık çocuk almaya karar verdim." Kanada'ya gelince bir arkadaşı vesilesiyle koruyucu aileliğe başvuran Dağlar çifti, hastaneye giderek, uyuşturucu ve alkol bağımlısı olan anne-babası tarafından terk edilen 22 aylık Kody, 9 aylıkken Kyler ve doğar doğmaz da Savana kardeşlerin koruyuculuğunu üstlenir. Yetkililer, koruyucu aileliği yapamadıkları takdirde kendi çocuklarını da kaybetme tehlikeleri olduğunu söyler. Anne Dağlar, "Her ay evimize bir yetkili gelip çocuklarla ilişkimizi kontrol ediyordu. Müslüman ve Türk olmamız onları pek memnun etmese de çocuklara iyi baktığımızı görünce hep artı puan verdiler. Kanadalı yetkililer, şimdi bize, 'Sizin gibi başka koruyucu aile olacak Türkler yok mu?' diye soruyor." diyor.

5 yıllık koruyucu aileliğin sonunda 3 kardeşi nüfuslarına geçiren Dağlar çiftinin de üniversiteye giden bir erkek, lise ve ortaokul öğrencisi iki kız çocukları var. Anne Dağlar, çocuklarının evlatlık kardeşlerini kabullenmekte zorluk çekmediğini söylüyor ve ekliyor: Onlar öksüz ve yetime bakmanın önemini biliyorlar. Nurten Hanım, çocuklara bağlılığını ise şöyle anlatıyor: Evlatlık çocukların kesinlikle öz evladın yerini tutamayacağını düşünürdüm. Şimdi bir öz anne çocuğu düştüğü zaman nasıl kalbi sızlarsa, şimdi ben de onların tüyüne zarar gelecek diye korkmaya başladım. Baba Halim Dağlar ise, "Bu çocukların bir gün gazete sayfalarında uyuşturucudan öldüğü haberini okumaktansa onlara sıcak bir yuva vermiş, geleceklerini kurtarmış olduk. Bunun mutluluğu bize yeter." diyerek, duygularını dile getiriyor. Çocuklar da anne-babasını çok seviyor. Öyle ki 7 yaşındaki küçük kızları Savana, hep onlarla birlikte uyumak istiyormuş. Savana, kendisine büyüyünce ne olacağını sorana, "Önce annem gibi güzel bir anne, sonra doktor olacağım." cevabını veriyor.

Evlatlık olduğunun bilincinde olan 10 yaşındaki Kody ise zaman zaman annesine, "Keşke ben de senin karnından gelseydim. O zaman beni kimselere vermezdin." diyormuş. Nurten Hanım ise oğluna, "Sen benim karnımda değil ama kalbimde büyüdün." diyerek, sevgisini gösteriyor. Çocukların Kanadalı isimlerinin yanı sıra Türk isimleri de var. Kody Kemal, Kyler Abdulkadir ve Savana Nurhayat isimlerini kullanıyor. Geçtiğimiz yıl iki oğlu için İzmir'de sünnet düğünü yaptıklarını anlatan Nurten Dağlar, bir gün çocukları gerçek ailelerini aramak isterlerse yardımcı olacağını ifade ediyor. Ama çocukların kendilerini bırakıp gitmeyeceğini düşünüyor.

Zaman

4 Haziran 2010 Cuma

Birlikteliğimiz Büyüklere Örnek Olsun

Endonezyalı Abdilaziz, merhum Yazıcıoğlu'nun 'Üşüyorum' şiirini okudu

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, öğrencileri makamında kabul etti. Merhum Yazıcıoğlu'nun 'Üşüyorum' şiirini Endonezyalı Abdilaziz'den dinleyen Davutoğlu'nun hüzünlendiği görüldü.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 8. Türkçe Olimpiyatları için Türkiye'ye gelen öğrencileri makamında kabul etti. Yaklaşık 15 öğrenciyle tek tek ilgilenen Davutoğlu, çocukların isimlerini ve memleketleri sordu, bazı öğrencileri yanaklarından öptü.

Endonezyalı Abdilaziz İshah'ın okuduğu 'Üşüyorum' şiiri Ahmet Davutoğlu'nu duygulandırdı. Abdilaziz şiiri okurken, Davutoğlu'nun hüznü yüzüne yansıdı. Davutoğlu şiiri okumasından sonra Abdilaziz'e "Allah seni üşütmesin. O şiirin yazıldığı şartlara hiç düşürmesin." temennisinde bulundu.

Süleymaniyeli bir Kürt kızı da Erdem Beyazıt'ın "Sana, Bana, Vatanıma, Ülkemin İnsanlarına Dair" isimli şiiri okudu. Şiiri büyük bir dikkatle dinleyen Davutoğlu bunun en sevdiği şiirlerden olduğunu belirtti. Sakarya şiirini okuyan Kanadalı bir öğrenci, Davutoğlu'na Afrika'ya ait yerel bir ok-yay hediye etti. Afganistanlı öğrenci de ülkesinin yerel kıyafetini takdir ederken Davutoğlu bunu giyerek teşekkür etti.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu da bir grup öğrenciyi kabul etti. Bardakoğlu, öğrencilere hitaben yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: "Din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin bir araya gelmeniz insanlık için fevkalade güzel bir örnek. Bahar çiçekleri açtığında insanlar huzurlu ve sevinç dolu olurlar ya; siz de tıpkı bahar çiçekleri gibisiniz. Gözyaşının eksik olmadığı bir dünyada, siz insanlara umut veriyorsunuz. Büyükler bazı heveslere kapılarak çocuklara kötü örnek oluyor. Bu birlikteliğiniz büyüklere de örnek olsun.''

Ankara/Zaman

28 Mayıs 2010 Cuma

Herkes İngilizce,Onlar Türkçe Öğreniyor

Herkes İngilizce, Onlar Türkçe Öğreniyor

İngiltere'den olimpiyatlara katılan Camilla Aba, 'Mihriban'ı söylüyor. Türk yemeklerini çok seven, sucuklu yumurta ve baklavaya bayılan Camilla, birçok Türk sanat müziği parçasını ezberlemiş.

Kendisine 2,5 saatlik mesafedeki Türk kültür merkezinin aktivitelerini kaçırmayan genç kız, Türkçeyi çok sevdiğini, birçok Türk arkadaşı olduğunu, hatta en iyi arkadaşının da bir Türk olduğunu anlatıyor. İskoçya'dan gelen Samantha Davidson, Mevlânâ'dan 'Beri Gel' şiirini okuyor. Türkçeyi hafta sonu gittiği Türk okulu Gonca'da öğrenen genç kız, daha önce tatil için Türkiye'ye gelmiş. Samantha, Türkçeyi çok sevdiği için öğrendiğini vurguluyor. İrlanda'dan olimpiyatlara katılan Patrick Senn ise geleneksel kral kıyafeti içinde Orhan Veli'den 'İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı' şiirini okuyor. İstanbul'u ilk kez birkaç gün önce gördüğünü ve çok beğendiğini belirten Patrick, Türkçeyi hafta sonu gittiği Türk okulunda öğrenmiş. 11 yaşında olan İrlandalı öğrenci, tatil için daha önce Türkiye'ye gelmiş. 3 senedir Türkçe öğrenen Patrick, fanatik Galatasaraylı.

ZAMAN

8.Uluslarası Türkçe Olimpiyatları 2010

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Türkçe Olimpiyatları Tarihe Altın Harflerle Yazılacak

Resim

Türkçe Olimpiyatları tarihe altın harflerle yazılacak

Dünya çocuklarını sevgi dili Türkçe etrafında buluşturan Uluslararası Türkçe Olimpiyatları'na 4 gün kaldı. Bu yıl sekizincisi düzenlenen yarışmaya, 120 ülkeden 750 öğrenci ile 300 öğretmen katılacak.

26 Mayıs'ta Dolmabahçe Sarayı'nda gerçekleştirilecek görkemli bir açılış töreni ile başlayacak olan olimpiyatlar, 10 Haziran'da sona erecek.

Resim

Organizasyonun tanıtımı için Ankara Rixos Otel'de yapılan basın toplantısında konuşan Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, Türkçenin artık evrensel bir dil olduğunu söyledi. Olimpiyatların tarihe altın harflerle yazılacak bir destan olduğunu vurgulayan Akalın, dünyanın 46 ülkesinde Türkçenin en az bir ortaöğretim kurumunda yabancı dil olarak, 24 ülkede Türkoloji araştırma merkezlerinde, 9 ülkede ise Türkçe öğretim yapan üniversitede okutulduğu bilgisini verdi. Birleşmiş Milletler'e kayıtlı 192 ülke olduğunu, Türkçenin bu ülkelerin 4'te 3'ünde öğretildiğini anlatan TDK Başkanı, çok yakın gelecekte dünyada Türkçe konuşan nüfusun önemli oranda artacağını kaydetti. Akalın, Türkçenin evrensel bir dil olmasında yurtdışındaki Türk okullarının büyük katkı sağladığının altını çizdi.

Türkçe Öğretimi Derneği tarafından düzenlenen olimpiyat etkinlikleri bu yıl 14 büyükşehirde yapılacak. Bayram havası, Ankara ve İstanbul'un yanı sıra Trabzon, Samsun, Bursa, Malatya, Konya, Kayseri, İzmir, Erzurum, Gaziantep, Antalya, Manisa, Kahramanmaraş'ta yapılacak etkinlikler ile Türkiye geneline yayılacak. Dolmabahçe'deki açılış töreninin sunuculuğunu ünlü sunucu ve oyuncu Kadir Çöpdemir yapacak. Bu sene ilk kez gerçekleştirilen halkoyunları finalini ise ünlü türkücü Orhan Hakalmaz sunacak. 31 Mayıs'ta Bursa'da halkoyunları finali, 1 Haziran'da İstanbul'da şarkı finali, 3 Haziran'da Konya'da şiir finali yapılacak. Ödül töreni, 5 Haziran'da Ankara Arena Spor Salonu'nda gerçekleşecek. Ödül töreninde, olimpiyatlarda her yıl verilen 'özel ödül'lerden Atatürk Türk Dili Ödülü bu yıl İspanya Başbakanı ve Medeniyetler İttifakı Eşbaşkanı Jose Luis Rodriguez Zapatero adına Ankara Büyükelçisi Joan Clos Matheu'ya verilecek.

ZAMAN

12 Nisan 2010 Pazartesi

Bosna Hersek Finali Coşku Dolu Anlara Sahne Oldu...

8. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Bosna-Hersek Finali izleyicilerin yoğun ilgisini çekti. Final programı Bosna Sema Kurumları’nın Sarayevo Koleji’nde gerçekleştirildi. Yaklaşık 100 öğrencinin kıyasıya yarıştığı olimpiyatların galası Türkiye’den gelen misafirleri adeta coşturdu.

Bu sene yapılacak 8. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’nda Bosna-Hersek’i temsil edecek öğrencileri belirlemek üzere yapılan finalde şarkı ve şiir yarışmasının birincileri ödüllendirildi. Şarkı yarışmasında Haris Berkoviç, “Akdeniz” adlı şarkısıyla birinciliği elde ederek Türkiye’ye gitmeye hak kazandı. Şiir yarışmasında Su Kustiriç, “Bir Adın Kalmalı” şiiriyle birinci oldu. Özel Beceriler yarışmasında “Fanatik Spikerler” adlı skeçiyle Bosna-Hersek’i temsil edecek olan Omar Tipura ve Sanin Ribunçiç seyircilere eğlenceli dakikalar yaşattılar. Ana dil şiir kategorisinde Sarayevo Koleji’nden Zeynep Öztürk, neyzen eşliğinde seyircilere “Derd-i İsyana Müptelayım Ya Rasulallah” şiirini okudu.

Dil Bilgisi, Yazma ve Konuşma dallarında yarışarak derece alan öğrencilere de ödül dağıtılırken final gecesi öğrencilerin “Yeni bir Dünya” isimli şarkıyı okumalarıyla son buldu.

2 Nisan 2010 Cuma

Avusturyalılar entegrasyonu Türkçe Olimpiyatı’nda aradı

Avusturyalılar entegrasyonu Türkçe Olimpiyatı’nda aradı.Bu yıl Türkiye’de 8'incisi düzenlenecek olan ve 120 ülkeden öğrencilerin katılacağı Türkçe Olimpiyatları'nın Avusturya elemeleri coşku dolu bir finalle bitirildi. Dünyanın dört bir yanında olduğu gibi Avrupa’da da ciddi bir ilgi gören Türkçe Olimpiyatları’nın Türkiye finalinde Avusturya’yı temsil edecek olan öğrenciler belli oldu. Sıkı bir elemenin yapıldığı finalin Temel Seviye Şarkı kategorisinde Tirol Eyaleti’nden katılan Patrizia Garber birinci olarak Avusturya’yı temsil etmeye hak kazandı.

Avusturya haritasının en ucundaki Vorarlberg Eyaleti’nin başkenti Bregenz’in gösteri merkezinde yapılan final yarışmasında duygu ve heyecan dolu saatler yaşandı. Açılışında bir konuşma yapan Bregenz Belediye Başkanı Markus Linhart’ın “bir entegrasyon tablosu” diye tarif ettiği programda, Avusturyalı ve Türk öğrenciler birbirleriyle kıyasıya yarıştı. Jüri; sevgi ve kardeşlik dili Türkçede buluşmak için bir araya gelen öğrencileri şarkı, şiir, kompozisyon, halk oyunları ve özel yetenek gibi alanlarda Avusturya temsilcilerini tespit etmeye çalışırken zorlandı.

Sunuculuğunu ünlü Sanatçı Reha Yeprem’in yaptığı final yarışmasına Bregenz Başkonsolosu Nuray İnöntepe, Milli Eğitim Bakanlık Müsteşarı Fatih Atalık, siyasetçiler, akademisyenler, iş adamları ve çok sayıda davetli katıldı. Avusturya devlet kanalı tarafından ‘Türkçenin zenginliğinin ispatlandığı program’ şeklinde tarif edilen ve birçok basın organının da takip ettiği etkinliğe değişik eyaletlerden Türkçe Olimpiyatları Avusturya Finali’ne aileleriyle birilikte gelen öğrencilerin çok heyecanlı oldukları gözlemlendi. Programın açılış konuşmasını yapan Olimpiyat Komitesi Başkanı Ziya Bekman, Türkçe Olimpiyatları’nın bir sevdanın sahneye taşmış küçük bir görüntüsü olduğunu vurgulayarak, eyaletlerde yapılan yarı finalleri geçerek büyük finale gelen öğrencilere, ailelerine ve davetlilere teşekkür etti. Daha sonra kürsüye gelen Bregenz Başkonsolosu Türkçenin inceliklerine, zenginliğine ve önemine değinerek, “bu kadar büyük bir seyirci kitlesinin Türkçe için böylesine coşkuyla bir araya gelmesi beni şaşırttı” dedi.

Türkiye’den ve Türk dilinin geniş eğitim imkanlarından uzakta olmalarına rağmen anadillerinde büyük şairlerin şiirlerini, hakkını vere vere okuyan öğrenciler eğitimcilerden ve jüri heyetinden tam not alırken seyirci tarafından da uzun uzun alkışlandı. Duyguların çok yoğunlaştığı Anadil Şiir Yarışması’nın birincisi “Sen Yoktun Efendim” adlı eserle Vorarlberg’ten katılan Sümeyra Coşkun oldu. Aynı kategoride Tirol’den katılan Asım Tarık Başaltın “Bir Kahraman Bekliyoruz” adlı şiirle ikinci olurken, Viyana’dan katılan Hümeyra Akdoğan da “Medeniyetin Felluce Çağındayım” adlı şiiriyle üçüncü oldu.Sunucu Reha Yeprem’in de Türkçe sevdası için uzak memleketlere gidip orada vefat eden eğitim gönüllüleri için yazdığı bir şiirini okumasından sonra Anadil Şarkı Yarışması’na geçildi. Bu kategorinin birincisi Viyana’dan katılan “Adaletsiz Seçim” adlı şarkıyla Muhammed Özcan oldu. Kategorinin ikinciliğini “Kızılcıklar Oldu mu” adlı şarkıyla Vorarlberg’den katılan Kevser Ayyıldız alırken, üçüncülüğü de aynı eyaletten Mehmet Savcı “Damla damla” adlı şarkıyla aldı.
Türkçe Olimpiyatları Avusturya Finali’nde ayrıca halk oyunları ve özel yetenek kategorilerinde de elemeler yapıldı. Halk oyunları kategorisinin birincisi Vorarlberg’de bulunan Galileo Enstitüsü’nün kolbastı ekibi olurken, ikinciliği de aynı eyaletteki Turkuaz halk oyunları ekibi aldı. Kategorinin üçüncüsü olan ekip, Graz eyaletinden katılan Prizma Halk Oyunları Grubu oldu.

Juri değerlendirmeyi yaparken sahneye gelerek Millet Ruhu (Bir yiğit vardı) adlı şiiri okuyan beş yaşındaki Fatma Köse seyircileri hem duygulandırdı, hem de coşturdu. Sunucu Reha Yeprem’in dereceleri ilan etmesinden sonra hep birlikte sahneye çıkan öğrenciler ellerinde bayraklarla renkli görüntüler eşliğinde olimpiyat şarkısını okudu. Yarışmada birinciliği elde eden Patrizia Garber, Phönix Eğitim Kurumları vasıtasıyla bu yarışmaya katıldığını ve Türkiye’ye giderek dünyanın dört bir yanında gelecek öğrencilerle yarışacak olmasının kendisini çok heyecanlandırdığını söyledi.

OLİMPİYAT HEYECANI DÜNYANIN HER YERİNDE

Öte yandan, Türkçe Olimpiyatları’nın heyecanı dünyanın dört bir yanında sürüyor. Yemen’de başlayan ilk seçmeler, Azerbaycan, Fas, Makedonya, Nijerya, Pakistan, Irak ve Danimarka gibi ülkelerde geçmesi öngörüldü. Kazakistan, Moğolistan, Mısır ve Avusturya gibi ülkelerin elemelerini yaptığı Olimpiyatta 30 Mart’a kadar sürecek olan ülke seçmeleri sonunda dereceye giren öğrenciler, Türkiye’deki finallere katılmaya hak kazanacaklar.8.Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’nın Türkiye yarışmaları ise 26 Mayıs-10 Haziran tarihleri arasında yapılacak. Olimpiyatlara yaklaşık 120 ülkeden 750'yi aşkın öğrenci katılacak.

29-30 Mayıs tarihlerinde Ankara Altınpark'ta yapılması planlanan Kültür Şöleni ve yarışmalardan sonra Olimpiyat büyük finali yapılacak. Her yıl olduğu gibi bu yılda büyük final devlet kanalı TRT ve bir çok özel kanaldan canlı yayınlanacak. 8. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları 10 Haziran'da veda töreni ile sona erecek.

“TÜRKÇE OLİMPİYATLARI, TÜRKÇE’NİN DÜNYADA HAK ETTİĞİ KONUMA GELMESİ İÇİN”

Her yıl on binlerce öğrencinin katıldığı Türkçe Olimpiyatları’nın amacı hakkında olimpiyat genel komitesi tarafından şu açıklama yapıldı: “Dil insanların birbirlerini anlamasını ve kaynaşmasını sağlayan bir unsurdur. İletişim çağında kültürlerin birbirleri ile kaynaşması, farklı kültürlere sahip insanların birbirleriyle anlaşması dil ile olmaktadır. Türkiye'nin dünya ülkeleri ile geliştirdiği ilişkiler, Türkçe öğrenen binlerce öğrencinin mevcudiyeti dilimizin hak ettiği konumu elde edeceğinin emareleri sayılır.
Türkçe Olimpiyatları da Türkçemizin dünyada hak ettiği konuma gelmesi ve daha yaygın şekilde kullanılması için oluşturulan bir emeğin ürünüdür. En iyi Türkçe öğrenenleri ödüllendirmek amacıyla 2003 yılından beri düzenlenen olimpiyatlar yurt dışında Türkçeye karşı büyük bir heyecan ve ilgi uyandırmıştır.Türkçe Olimpiyatları bir final niteliğindedir. Yarışmacılar finale gelene kadar birçok aşamadan geçmektedir. Öğrenciler, sınıf ve okul seçmelerinden sonra ülke seçmelerinden geçerek bu olimpiyatlara katılmaya hak kazanmaktadırlar. Bir eğitim yılı boyunca olimpiyatlara yaklaşık 10.000 öğrenci hazırlanmaktadır.

Türkiye'deki finallere katılmaya hak kazanan öğrenciler, ülkelerini Türkçe olarak tanıtan stantlar hazırlayıp ülkesini tanıtmakta ve kültürlerin kaynaşmasına katkıda bulunmaktadırlar. Her yıl, geleneksel bir keyfiyet kazanan olimpiyatların ödül töreninde, Türk diline ve kültürüne hizmet eden devlet büyüklerine, siyaset adamlarına, basın yayın, eğitim ve sanat camiası mensuplarına özel hizmet ödülleri verilmektedir.
Bizler, Anadolu insanın samimiyetinin neler yapabileceğinin hikâyesini oluşturduk Türkçeder olarak. Topraklarımızdan dünyaya yayılan Türkçenin gücüne inandık. Türkçeyi öğrenen çocukların kardeşlik duyguları ile beslendiklerini gördük.Mevlana'dan Yunus Emreden şiirler okuyan, türkülerimizi seslendiren bu çocukların bir yaz başında ülkemize bıraktıkları tatlı bir huzur bunun göstergesi değil midir?”